Resulullah'ın hadislerini mi arıyorsunuz ?
Türkiye'nin En Geniş Kapsamlı Hadis Sitesi
HZ.MUHAMMED (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
"أَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ"

Latest Post

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 1- Kişi Sağlığında Tüm Çocuklarına Âdil Davranmalıdır

3687- Numan b. Beşir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, babası ona bir köle bağışlamıştı ve Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i de bu yaptığı işe şahit tutmak için Onun yanına gelmişti. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Tüm çocuklarına aynı şekilde bağışta bulundun mu?) diye sordu. Beşir:

(Hayır) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Öyleyse onu geri al) buyurdu. (Tirmizî, Ahkam: 30; Müslim, Hibât: 3)

3688- Numan b. Beşir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, babası onu Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirdi ve:

(Ben bu oğluma bana ait olan bir köle bağışladım) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de:

(Her çocuğuna aynı şekilde bağışladın mı?) diye sordu. Beşir:

(Hayır) dedi. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Öyleyse o bağışından dön) buyurdu. (Tirmizî, Ahkam: 30; Müslim, Hibât: 3)

3689- Numan b. Beşir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, babası onu Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirdi ve:

(Ben bu oğluma bana ait olan bir köle bağışladım) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de:

(Her çocuğuna aynı şekilde bağışladın mı?) diye sordu. Beşir:

(Hayır) dedi. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Öyleyse o bağışından dön) buyurdu. (Buhârî, Hibe: 11; Müslim, Hibât: 3)

3690- Numan b. Beşir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, babası onu Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirdi ve:

(Ben bu oğluma bana ait olan bir köle bağışladım) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de:

(Her çocuğuna aynı şekilde bağışladın mı?) diye sordu. Beşir:

(Hayır) dedi. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Öyleyse o bağışından dön) buyurdu. (Buhârî, Hibe: 11; Müslim, Hibât: 3)

3691- Numan b. Beşir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, babası kendisine bir bağışta bulunmuştu. Annesi de oğluma bunu bağışladığına dair Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i şahit yap dedi. Bunun üzerine Beşir b. Sa’d, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek durumu anlattı. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de bu şahitlik işini ve yapılan işi hoş karşılamadı. (Buhârî, Hibe: 11; Müslim, Hibât: 3)

3692- Numan b. Beşir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, babası ona bir köle bağışlamıştı ve Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i de bu yaptığı işe şahit tutmak için Onun yanına gelmişti. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Tüm çocuklarına aynı şekilde bağışta bulundun mu?) diye sordu. Beşir:

(Hayır) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Öyleyse onu geri al) buyurdu. (Buhârî, Hibe: 11; Müslim, Hibât: 3)

3693- Hişam b. Urve (radıyallahü anh) babasından naklediyor. Beşir, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek şöyle dedi:

(Ey Allah’ın Rasûlü! Numan’a bir şeyler bağışladım ne dersin) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de:

(Diğer kardeşlerine de aynı şekilde verdin mi?) buyurdu. O da:

(Hayır) deyince, (Öyleyse o bağışından vazgeç) buyurdu. (Buhârî, Hibe: 11; Müslim, Hibât: 3)

3694- Numan (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Babası onu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e götürdü ve Ey Allah’ın Rasûlü! şahit ol, ben malımdan şunu bunu Numan’a bağışladım demişti. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de:

(Tüm çocuklarına Numan’a verdiğin gibi verdin mi?) buyurdu. (Buhârî, Hibe: 11; Müslim, Hibât: 3)

3695- Numan (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, babası onu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirerek kendisine yaptığı bir bağıştan dolayı şahit olmasını istedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de:

(Tüm çocuklarına aynı şekilde bağışta bulundun mu?) dedi. O da:

(Hayır) deyince; Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

(Öyleyse ben böyle haksızlık yapılan bir işe şahitlik yapmam. Tüm çocuklarına karşı hayır ve iyilikte bulunman seni sevindirmez mi?) buyurdu. O da:

(Evet) deyince:

(O halde neden bu haksızlığı yapıyorsun) dedi. (Buhârî, Hibe: 11; Müslim, Hibât: 3)

3696- Numan b. Beşir el Ensarî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Annesi –Revaha’nın kızıdır- babasından Numan’a malından bir miktar bağışlamasını istedi. Fakat Numan’ın babası işi ağır aldı ve bir yıl geciktirdi sonra da oğluna bir şeyler bağışladı. Fakat karısı Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i şahit tutmaz isen buna razı olmam dedi. Bunun üzerine Numan’ın babası Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldi ve Ey Allah'ın Rasûlü! Bu çocuğun annesi yani karım bu çocuğa yaptığım bir bağıştan dolayı beni uğraştırıyor. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Ey Beşir! Bu çocuğundan başka çocukların var mı?) buyurdu. Beşir:

(Evet) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Öyleyse aynen bu oğluna verdiğin miktarda onlara da bir şeyler verdin mi?) buyurdu. Beşir:

(Hayır) deyince, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Öyleyse beni bu işe şahit tutma! Zulüm olan bir işte ben şahitlik yapamam) buyurdular. (Buhârî, Hibe: 11; Müslim, Hibât: 3)

3697- Numan (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Annem, babamdan bazı şeyleri bana bağışlamasını istemişti. Babam da onları bana bağışlamıştı. Fakat annem:

(Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem)’i şahit tutmadıkça ben buna razı olmam) dedi. Numan diyor ki:

(Ben bir çocuktum babam elimden tuttu Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirdi ve Ey Allah’ın Rasûlü! Bu çocuğun annesi -ki Revaha’nın kızıdır- bu çocuğa bağışta bulunmamı istedi ve yaptığım bu bağışta da Seni şahit tutmamı istiyor) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

(Ey Beşir! Senin bundan başka çocukların var mı?) Beşir:

(Evet) dedi. (Buna verdiğin gibi onlara da verdin mi?) buyurdu: Beşir:

(Hayır) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Öyleyse Beni şahit tutma! Ben adîl olmayan, haksızlık olan bir işte şahitlik yapamam) buyurdu. (Buhârî, Hibe: 11; Müslim, Hibât: 3)

3698- Amir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bana haber verildiğine göre, Beşir b. Sa’d Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek şöyle dedi:

(Ey Allah’ın Rasûlü! Karım Amre binti Revaha, oğlu Numan’a bir bağışta bulunmamı istedi ve Seni de bu işte şahit yapmamı istedi) dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ona dedi ki:

(Senin bundan başka çocukların var mı?) Beşir:

(Evet) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de:

(Buna verdiğin şeylerin aynısını onlara da verdin mi?) buyurdu. Beşir:

(Hayır) deyince, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Öyleyse Beni zulüm ve haksızlık olan bir işte şahit tutma) buyurdu. (Müslim, Hibât: 4; Buhârî, Hibe: 11)

3699- Abdullah b. Utbe b. Mes’ud (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, bir adam Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek:

(Ben oğluma bir şey bağışladım Sen şahit ol) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Ondan başka oğlun var mı?) buyurdu. Adam:

(Evet) deyince, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Onlarada buna verdiğinden verdin mi?) buyurdu: Adam:

(Hayır) deyince, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(Zülüm ve haksızlık olan bir işe şahit olacağım ha!) buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3700- Müslim b. Subeyh (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Numan b. Beşir’den işittim şöyle diyordu:

(Babam bana verdiği bir şeyde Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i şahit tutmak için beni Onun yanına götürmüştü. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) (Ondan başka çocuğun var mı?) buyurdu. Babam:

(Evet var) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ellerini bir araya getirerek:

(Onların arasında adil olmalı değil miydin?) buyurdu. (Buhârî, Hibe: 11; Müslim, Hibât: 4)

3701- Müslim b. Subeyh (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Numan’dan işittim şöyle diyordu:

(Babam bana yaptığı bir bağışta Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i şahit tutmak için beni Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e götürmüştü. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de:

(Senin bundan başka çocukların var mı?) buyurdu. Babam:

(Evet) deyince (Aralarında adil davran) buyurdu. (Buhârî, Hibe: 11; Müslim, Hibât: 4)

3702- Hacib b. Mufaddal b. Mühelleb (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle diyor: Numan b. Beşir konuşurken şöyle işittim. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

(Çocukların arasında adaletle muamele edin! Çocuklarınız arasında adaletle muamele edin.) (Buhârî, Hibe: 11; Müslim, Hibât: 4)

١ - باب ذِكْرِ اخْتِلاَفِ أَلْفَاظِ النَّاقِلِينَ لِخَبَرِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ فِي النُّحْلِ

٣٦٨٧ - أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدٍ، ح وَأَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ سَمِعْنَاهُ مِنَ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ النُّعْمَانِ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، أَنَّ أَبَاهُ، نَحَلَهُ غُلاَمًا فَأَتَى النَّبِيَّ صلّى اللّه عليه وسلّم يُشْهِدُهُ فَقَالَ ‏(‏ أَكُلَّ وَلَدِكَ نَحَلْتَ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ فَارْدُدْهُ ‏)‏ ‏.‏ وَاللَّفْظُ لِمُحَمَّدٍ ‏.‏

٣٦٨٨ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَمُحَمَّدِ بْنِ النُّعْمَانِ، يُحَدِّثَانِهِ عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، أَنَّ أَبَاهُ، أَتَى بِهِ رَسُولَ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم فَقَالَ إِنِّي نَحَلْتُ ابْنِي غُلاَمًا كَانَ لِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ‏(‏ أَكُلَّ وَلَدِكَ نَحَلْتَهُ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏(‏ فَارْجِعْهُ ‏)‏ ‏.‏

٣٦٨٩ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ هَاشِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَعَنْ مُحَمَّدِ بْنِ النُّعْمَانِ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، أَنَّ أَبَاهُ، بَشِيرَ بْنَ سَعْدٍ جَاءَ بِابْنِهِ النُّعْمَانِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي نَحَلْتُ ابْنِي هَذَا غُلاَمًا كَانَ لِي ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏(‏ أَكُلَّ بَنِيكَ نَحَلْتَ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ فَارْجِعْهُ ‏)‏ ‏.‏

٣٦٩٠ - أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ النُّعْمَانِ، وَحُمَيْدَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَاهُ عَنْ بَشِيرِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّهُ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلّى اللّه عليه وسلّم بِالنُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ فَقَالَ إِنِّي نَحَلْتُ ابْنِي هَذَا غُلاَمًا فَإِنْ رَأَيْتَ أَنْ تُنْفِذَهُ أَنْفَذْتُهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏(‏ أَكُلَّ بَنِيكَ نَحَلْتَهُ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ فَارْدُدْهُ ‏)‏ ‏.‏

٣٦٩١ - أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، أَنَّ أَبَاهُ، نَحَلَهُ نُحْلاً فَقَالَتْ لَهُ أُمُّهُ أَشْهِدِ النَّبِيَّ صلّى اللّه عليه وسلّم عَلَى مَا نَحَلْتَ ابْنِي ‏.‏ فَأَتَى النَّبِيَّ صلّى اللّه عليه وسلّم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَكَرِهَ النَّبِيُّ صلّى اللّه عليه وسلّم أَنْ يَشْهَدَ لَهُ ‏.‏

٣٦٩٢ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدٍ، - يَعْنِي ابْنَ إِبْرَاهِيمَ - عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ بَشِيرٍ، أَنَّهُ نَحَلَ ابْنَهُ غُلاَمًا فَأَتَى النَّبِيَّ صلّى اللّه عليه وسلّم فَأَرَادَ أَنْ يُشْهِدَ النَّبِيَّ صلّى اللّه عليه وسلّم فَقَالَ ‏(‏ أَكُلَّ وَلَدِكَ نَحَلْتَهُ مِثْلَ ذَا ‏)‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ فَارْدُدْهُ ‏)‏ ‏.‏

٣٦٩٣ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حِبَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ بَشِيرًا، أَتَى النَّبِيَّ صلّى اللّه عليه وسلّم فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ نَحَلْتُ النُّعْمَانَ نِحْلَةً ‏.‏ قَالَ ‏(‏ أَعْطَيْتَ لإِخْوَتِهِ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ فَارْدُدْهُ ‏)‏ ‏.‏

٣٦٩٤ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا دَاوُدُ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ النُّعْمَانِ، قَالَ انْطَلَقَ بِهِ أَبُوهُ يَحْمِلُهُ إِلَى النَّبِيِّ صلّى اللّه عليه وسلّم قَالَ اشْهَدْ أَنِّي قَدْ نَحَلْتُ النُّعْمَانَ مِنْ مَالِي كَذَا وَكَذَا ‏.‏ قَالَ ‏(‏ كُلَّ بَنِيكَ نَحَلْتَ مِثْلَ الَّذِي نَحَلْتَ النُّعْمَانَ ‏)‏ ‏.‏

٣٦٩٥ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ عَبْدِ الْوَهَّابِ، قَالَ حَدَّثَنَا دَاوُدُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ النُّعْمَانِ، أَنَّ أَبَاهُ، أَتَى بِهِ النَّبِيَّ صلّى اللّه عليه وسلّم يُشْهِدُ عَلَى نُحْلٍ نَحَلَهُ إِيَّاهُ ‏.‏ فَقَالَ ‏(‏ أَكُلَّ وَلَدِكَ نَحَلْتَ مِثْلَ مَا نَحَلْتَهُ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ فَلاَ أَشْهَدُ عَلَى شَىْءٍ أَلَيْسَ يَسُرُّكَ أَنْ يَكُونُوا إِلَيْكَ فِي الْبِرِّ سَوَاءً ‏)‏ ‏.‏ قَالَ بَلَى ‏.‏ قَالَ ‏(‏ فَلاَ إِذًا ‏)‏ ‏.‏

٣٦٩٦ - أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو حَيَّانَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي النُّعْمَانُ بْنُ بَشِيرٍ الأَنْصَارِيُّ، أَنَّ أُمَّهُ ابْنَةَ رَوَاحَةَ، سَأَلَتْ أَبَاهُ بَعْضَ الْمَوْهِبَةِ مِنْ مَالِهِ لاِبْنِهَا فَالْتَوَى بِهَا سَنَةً ثُمَّ بَدَا لَهُ فَوَهَبَهَا لَهُ فَقَالَتْ لاَ أَرْضَى حَتَّى تُشْهِدَ رَسُولَ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أُمَّ هَذَا ابْنَةَ رَوَاحَةَ قَاتَلَتْنِي عَلَى الَّذِي وَهَبْتُ لَهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏(‏ يَا بَشِيرُ أَلَكَ وَلَدٌ سِوَى هَذَا ‏)‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏(‏ أَفَكُلُّهُمْ وَهَبْتَ لَهُمْ مِثْلَ الَّذِي وَهَبْتَ لاِبْنِكَ هَذَا ‏)‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏(‏ فَلاَ تُشْهِدْنِي إِذًا فَإِنِّي لاَ أَشْهَدُ عَلَى جَوْرٍ ‏)‏ ‏.‏

٣٦٩٧ - أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو حَيَّانَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ النُّعْمَانِ، قَالَ سَأَلَتْ أُمِّي أَبِي بَعْضَ الْمَوْهِبَةِ فَوَهَبَهَا لِي فَقَالَتْ لاَ أَرْضَى حَتَّى أُشْهِدَ رَسُولَ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏.‏ قَالَ فَأَخَذَ أَبِي بِيَدِي وَأَنَا غُلاَمٌ فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أُمَّ هَذَا ابْنَةَ رَوَاحَةَ طَلَبَتْ مِنِّي بَعْضَ الْمَوْهِبَةِ وَقَدْ أَعْجَبَهَا أَنْ أُشْهِدَكَ عَلَى ذَلِكَ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ يَا بَشِيرُ أَلَكَ ابْنٌ غَيْرُ هَذَا ‏)‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ فَوَهَبْتَ لَهُ مِثْلَ مَا وَهَبْتَ لِهَذَا ‏)‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ فَلاَ تُشْهِدْنِي إِذًا فَإِنِّي لاَ أَشْهَدُ عَلَى جَوْرٍ ‏)‏ ‏.‏

٣٦٩٨ - أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ عَامِرٍ، قَالَ أُخْبِرْتُ أَنَّ بَشِيرَ بْنَ سَعْدٍ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ امْرَأَتِي عَمْرَةَ بِنْتَ رَوَاحَةَ أَمَرَتْنِي أَنْ أَتَصَدَّقَ عَلَى ابْنِهَا نُعْمَانَ بِصَدَقَةٍ وَأَمَرَتْنِي أَنْ أُشْهِدَكَ عَلَى ذَلِكَ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏(‏ هَلْ لَكَ بَنُونَ سِوَاهُ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ فَأَعْطَيْتَهُمْ مِثْلَ مَا أَعْطَيْتَ لِهَذَا ‏)‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ فَلاَ تُشْهِدْنِي عَلَى جَوْرٍ ‏)‏ ‏.‏

٣٦٩٩ - أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا، عَنْ عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، ح وَأَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا حِبَّانُ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ زَكَرِيَّا، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلّى اللّه عليه وسلّم - وَقَالَ مُحَمَّدٌ أَتَى النَّبِيَّ صلّى اللّه عليه وسلّم - فَقَالَ إِنِّي تَصَدَّقْتُ عَلَى ابْنِي بِصَدَقَةٍ فَاشْهَدْ فَقَالَ ‏(‏ هَلْ لَكَ وَلَدٌ غَيْرُهُ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ أَعْطَيْتَهُمْ كَمَا أَعْطَيْتَهُ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ أَأَشْهَدُ عَلَى جَوْرٍ ‏)‏ ‏.‏

٣٧٠٠ - أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ فِطْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مُسْلِمُ بْنُ صُبَيْحٍ، قَالَ سَمِعْتُ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ، يَقُولُ ذَهَبَ بِي أَبِي إِلَى النَّبِيِّ صلّى اللّه عليه وسلّم يُشْهِدُهُ عَلَى شَىْءٍ أَعْطَانِيهِ فَقَالَ ‏(‏ أَلَكَ وَلَدٌ غَيْرُهُ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ وَصَفَّ بِيَدِهِ بِكَفِّهِ أَجْمَعَ كَذَا أَلاَ سَوَّيْتَ بَيْنَهُمْ ‏.‏

٣٧٠١ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا حِبَّانُ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ فِطْرٍ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ صُبَيْحٍ، قَالَ سَمِعْتُ النُّعْمَانَ، يَقُولُ وَهُوَ يَخْطُبُ انْطَلَقَ بِي أَبِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم يُشْهِدُهُ عَلَى عَطِيَّةٍ أَعْطَانِيهَا فَقَالَ ‏(‏ هَلْ لَكَ بَنُونَ سِوَاهُ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏(‏ سَوِّ بَيْنَهُمْ ‏)‏ ‏.‏

٣٧٠٢ - أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ حَاجِبِ بْنِ الْمُفَضَّلِ بْنِ الْمُهَلَّبِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ، يَخْطُبُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏(‏ اعْدِلُوا بَيْنَ أَبْنَائِكُمُ اعْدِلُوا بَيْنَ أَبْنَائِكُمْ ‏)‏ ‏.‏


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 12- Yetim Malını Yemekten Sakınmak Gerekir

3686- Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

(İnsanları helak edecek olan şu yedi şeyden uzak durunuz.) (Ey Allah’ın Rasûlü! Onlar nelerdir?) denilince; Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

(1. Allah’a kanun koyuculuğunda ortak koşmak 2. Cimrilik 3. Allah’ın haram kıldığı bir cana kıymak, haksız yere adam öldürmek 4. Faiz yemek 5. Yetim malı yemek 6. Savaştan kaçmak 7. Zinadan uzak olan Müslüman kadınlara zina isnadında ve iftirasında bulunmaktır) buyurdu. (Ebû Dâvûd, vesaya: 5; Buhârî, vesaya: 24)

١٢ - باب اجْتِنَابِ أَكْلِ مَالِ الْيَتِيمِ

٣٦٨٦ - أَخْبَرَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم قَالَ ‏(‏ اجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ ‏)‏‏.‏ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا هِيَ قَالَ ‏(‏ الشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالشُّحُّ وَقَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ وَأَكْلُ الرِّبَا وَأَكْلُ مَالِ الْيَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ ‏)‏‏.


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 11- Yetim Malını Yöneten Kimsenin Durumu

3683- Amr b. Şuayb (radıyallahü anh) babsından ve dedesinden aktararak şöyle dedi: Bir adam Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek:

(Ben fakirim, hiç malım mülküm de yok fakat bir yetimin vasiliğini yapıyorum ne yapmalıyım?) diye sordu. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de:

(Yetimin malından ye fakat israf etme, şaçıp savurma ve kendi üzerine de geçirme) buyurdu. (Ebû Dâvûd, vesaya: 8; İbn Mâce, vesaya: 9)

3684- İbn Abbâs (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Enâm sûresi 152. ayeti olan:

(Ergenlik çağına erişinceye kadar yetimin malına onun iyiliği için olmadıkça dokunmayın) ayeti ile Nisâ sûresi 10. ayeti olan (Doğrusu yetimlerin mallarını ve imkanlarını haksızca yiyip bitirecekler karınlarını sadece ateşle doldurmuş olurlar) ayetleri nazil olunca insanlar yetim malıyla ilgilenmekten uzak durmaya başladılar ve bu durum Müslümanlara ağır geldi ve Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bu durumdan şikayette bulundular. Bunun üzerine Allah, Bakara sûresi 220. ayetini indirdi:

(…Yetimlere nasıl davranılacağı hakkında sana sorarlar deki: Onların durumlarını düzeltmek en iyisidir. ve onların hayatlarını paylaşırsanız unutmayın ki onlar sizin kardeşlerinizdir. Zira Allah bozgunculuk yapanları düzeltmeye çalışanlardan ayırt etmesini bilir, Allah dileseydi taşıyamayacağınız yükleri omuzunuza yüklerdi...) (Ebû Dâvûd, vesaya: 4; Müsned: 2845)

3685- İbn Abbâs (radıyallahü anh) Nisâ sûresi 10. ayeti hakkında şöyle dedi:

(Bu ayet indiği sırada bazılarının gözetimi altında yetimler bulunuyordu. Ayetteki tehditten korktukları için aynı evde olmalarına rağmen yiyeceklerini, içeceklerini ve kaplarını ayırıyorlardı. Bu da Müslümanlara zor geldi ve yetimlerle ilgilenmekten uzak durmaya başladılar. Bunun üzerine kolaylık getiren Bakara 220. ayeti nazil oldu ve birlikte yiyip içmeleri helâl kılındı.) (Ebû Dâvûd, vesaya: 4; Müsned: 2845)

١١ - باب مَا لِلْوَصِيِّ مِنْ مَالِ الْيَتِيمِ إِذَا قَامَ عَلَيْهِ

٣٦٨٣ - أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ حُسَيْنٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلّى اللّه عليه وسلّم فَقَالَ إِنِّي فَقِيرٌ لَيْسَ لِي شَىْءٌ وَلِي يَتِيمٌ‏.‏ قَالَ ‏(‏ كُلْ مِنْ مَالِ يَتِيمِكَ غَيْرَ مُسْرِفٍ وَلاَ مُبَاذِرٍ وَلاَ مُتَأَثِّلٍ ‏)‏‏.‏

٣٦٨٤ - أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ حَكِيمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّلْتِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو كُدَيْنَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، - وَهُوَ ابْنُ السَّائِبِ - عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏وَلاَ تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتِيمِ إِلاَّ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ‏}‏ وَ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَالَ الْيَتَامَى ظُلْمًا‏}‏ قَالَ اجْتَنَبَ النَّاسُ مَالَ الْيَتِيمِ وَطَعَامَهُ فَشَقَّ ذَلِكَ عَلَى الْمُسْلِمِينَ فَشَكَوْا ذَلِكَ إِلَى النَّبِيِّ صلّى اللّه عليه وسلّم فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْيَتَامَى قُلْ إِصْلاَحٌ لَهُمْ خَيْرٌ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏لأَعْنَتَكُمْ‏}‏‏.‏

٣٦٨٥ - أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَطَاءُ بْنُ السَّائِبِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، فِي قَوْلِهِ ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَالَ الْيَتَامَى ظُلْمًا‏}‏ قَالَ كَانَ يَكُونُ فِي حِجْرِ الرَّجُلِ الْيَتِيمَ فَيَعْزِلُ لَهُ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ وَآنِيَتَهُ فَشَقَّ ذَلِكَ عَلَى الْمُسْلِمِينَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏وَإِنْ تُخَالِطُوهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ‏}‏ ‏{‏فِي الدِّينِ‏}‏ فَأَحَلَّ لَهُمْ خُلْطَتَهُمْ‏.‏


SELMAN SEVEN

{facebook#https://facebook.com/} {twitter#https://twitter.com/}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget