Resulullah'ın hadislerini mi arıyorsunuz ?
Türkiye'nin En Geniş Kapsamlı Hadis Sitesi
HZ.MUHAMMED (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
"أَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ"

Latest Post

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 46. Bab—İmama Namazı Hafif Kıldırması Hakkında Emredilenler

1306. Bize Ca'fer b. Avn haber verip (dedi ki), bize İsmail b. Ebû Hâlid, Kays'tan, (O da) Ebû Mes'ûd el-Ensârî'den (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: Bir adam Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) gelip; "ya Resûlüllah! Vallahi ben sabah namazından, falanın onu bize uzun kıldırması sebebiyle geri kalıyorum" demişti de ben, Hazret-i Peygamberin (sallallahü aleyhi ve sellem) hiçbir vaazda o günkünden daha çok kızdığını görmemiştim.. O vakit O şöyle buyurmuştu: "Ey insanlar! Şüphe yok ki içinizde nefret ettirenler var! Bu sebeple, kim cemaate namaz kıldırırsa hafif kıldırsın, (kısa tutsun). Çünkü onların içinde yaşlı, zayıf ve ihtiyaç sahibi kimseler vardır."

1307. Bize Hâşim İbnu'l-Kâsım haber verip (dedi ki), bize Şu'be, Katâde'den, şöyle dediğini rivâyet etti: Enes'i, şöyle derken işittim: "Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), tam kıldırmakla beraber, insanların en hafif namaz kıldıranı idi."

٤٦- باب مَا أُمِرَ الإِمَامُ مِنَ التَّخْفِيفِ فِى الصَّلاَةِ

١٣٠٦ - أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِى خَالِدٍ عَنْ قَيْسٍ عَنْ أَبِى مَسْعُودٍ الأَنْصَارِىِّ قَالَ : جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِىِّ -صلّى اللّه عليه وسلّم- فَقَالَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ إِنِّى لأَتَأَخَّرُ عَنْ صَلاَةِ الْغَدَاةِ مِمَّا يُطِيلُ بِنَا فِيهَا فُلاَنٌ. فَمَا رَأَيْتُ النَّبِىَّ -صلّى اللّه عليه وسلّم- أَشَدَّ غَضَباً فِى مَوْعِظَةٍ مِنْهُ يَوْمَئِذٍ فَقَالَ :( أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ مِنْكُمْ مُنَفِّرِينَ ، فَمَنْ صَلَّى بِالنَّاسِ فَلْيَتَجَوَّزْ ، فَإِنَّ فِيهِمُ الْكَبِيرَ وَالضَّعِيفَ وَذَا الْحَاجَةِ ).

١٣٠٧ - أَخْبَرَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ قَالَ سَمِعْتُ أَنَساً يَقُولُ : كَانَ النَّبِىُّ -صلّى اللّه عليه وسلّم- أَخَفَّ النَّاسِ صَلاَةً فِى تَمَامٍ.


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 45. Bab—İmam Bir Topluluğa Onlardan Daha Yüksekte İken Namaz Kıldırabilir

1305. Bize Ebû Ma'mer İsmail b. İbrahim, Abdulazîz b. Ebî Hâzim'den, (O) babasından, (O da) Sehl b. Sad'dan (naklen) haber verdi ki O şöyle dedi: Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) minberin üzerine çıktığım görmüştüm. O tekbir almış, cemaat de peşinden tekbir almıştı. Sonra, minberin üzerinde iken rükûa gitmiş, daha sonra ise (rukûdan) başını kaldırmış ve gerisin geri aşağı inip minberin dibinde secde etmişti. Sonra, namazını bitirinceye kadar aynı şekilde hareket etmişti Ebû Muhammed (ed-Dârimi) dedi ki, bu (hadiste) imamın cemaatinden daha yüksekte olmasına ruhsat vardır. Namazda bu kadar amel yapmak da (caizdir).

٤٥- باب الإِمَامِ يُصَلِّى بِالْقَوْمِ وَهُوَ أَنْشَزُ مِنْ أَصْحَابِهِ

١٣٠٥ - أَخْبَرَنَا أَبُو مَعْمَرٍ : إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ أَبِى حَازِمٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ : رَأَيْتُ النَّبِىَّ -صلّى اللّه عليه وسلّم- جَلَسَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَكَبَّرَ وَكَبَّرَ النَّاسُ خَلْفَهُ ، ثُمَّ رَكَعَ وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ ، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَنَزَلَ الْقَهْقَرَى فَسَجَدَ فِى أَصْلِ الْمِنْبَرِ ، ثُمَّ عَادَ حَتَّى فَرَغَ مِنْ آخِرِ صَلاَتِهِ. قَالَ أَبُو مُحَمَّدٍ : فِى ذَلِكَ رُخْصَةٌ لِلإِمَامِ أَنْ يَكُونَ أَرْفَعَ مِنْ أَصْحَابِهِ ، وَقَدْرُ هَذَا الْعَمَلِ فِى الصَّلاَةِ أَيْضاً.


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 44. Bâb—İmamın Arkasında İmam Oturuyorken Namaz Kılanlar Hakkında

1303. Bize Ubeydullah b. Abdilmecid haber verip (dedi ki), bize Mâlik, İbn Şihâb'dan, (O da) Enes'ten (naklen) rivâyet etti ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) (bir gün) bir ata binmişti. Derken ondan düşmüş ve sağ tarafı zedelenmişti. Bu sebeple namazlardan birini oturarak kıldırmıştı. Biz de O'nunla beraber oturarak namaz kılmıştık. Sonra (Hazret-i Peygamber, namazdan) ayrılınca şöyle buyurmuştu: "İmam ancak kendisine uyulması için imam yapılmıştır. Binaenaleyh ona muhalefet etmeyin. O ayakta namaz kıldığı zaman siz de ayakta namaz kılın. O rükûa gittiği zaman siz de rükûa gidin. O (rükûdan) doğrulduğu zaman siz de doğrulun. O, "Semia'llahu Limen Hamideh" deyince siz, "Rabbena Ve Leke'l-Hamd" deyin. O oturarak namaz kılarsa, sizin tümünüzde oturarak namaz kılın."

1304. Bize Ahmed b. Yûnus haber verip (dedi ki), bize Zaide rivâyet edip (dedi ki), bize İbn Ebî Âişe, Ubeydullah'tan, O'nun şöyle dediğini rivâyet etti: (Bir gün) Âişe'nin huzuruna girip; "bana Resûlüllah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) hastalığından bahsetmez misin?" demiştim, O da; "Olur" demişti. "Resûlüllah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) (hastalığı) ağırlaşmıştı. Bir ara; "Cemaat namaz kıldı mı?" buyurmuş, biz de; "hayır, onlar seni gözlüyorlar, ya Resûlüllah!" demiştik. Bunun üzerine; "Benim için leğene su koyun" buyurmuştu. (Hazret-i Âişe) dedi ki, biz de, (buyurduğunu) yapmıştık. O da gusül yapmış, sonra kalkmak için davranmış, fakat bayılmıştı.

Daha sonra ayılmış ve "Cemaat namazı kıldı mı?" buyurmuştu. Biz de, "hayır, onlar seni gözlüyorlar, ya Resûlüllah!" demiştik. O zaman; "Benim için leğene su koyun" buyurmuştu. Biz de (buyurduğunu) yapmıştık. (O da gusül yapmış), sonra kalkmak için davranmış, ama bayılmıştı. Daha sonra ayılmış "Cemaat namaz kıldı mı?" buyurmuştu. Biz de; "hayır, onlar seni gözlüyorlar, ya Resûlüllah!" demiştik. (Hazret-i Âişe) dedi ki, insanlar da, camide toplanmış, yatsı namazı için Resûlüllah'ı (sallallahü aleyhi ve sellem) gözlüyorlardı. (Hazret-i Âişe) dedi ki, bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), cemaate namazı kıldırması için Ebû Bekir'e haber göndermişti. (Hazret-i Âişe) dedi ki, haberci de O'na gelip; "Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) sana, cemaate namaz kıldırmanı emrediyor" demişti. O zaman Ebû Bekir -ki O, yumuşak kalbli bir adamdı-; "ya Ömer, cemaate namazı sen kıldır!" demiş, Ömer de O'na; "buna sen daha lâyıksın." karşılığını vermişti. (Hazret-i Âişe) dedi ki, bunun üzerine o (hastalık) günlerinde onlara namazı Ebû Bekir kıldırmıştı. (Hazret-i Âişe) dedi ki, sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendinde bir hafiflik hissetmiş ve biri el-Abbâs olan iki adamın arasında, Ebû Bekir cemaate namaz kıldırıyorken öğle namazına çıkmıştı.

Ebû Bekir O'nu görünce geri çekilmeye davranmıştı da Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) O'na geri çekilmemesi için işaret etmişti. (Hazret-i Peygamber) o iki (kişiye de); "Beni O'nun yanına oturtun" buyurmuş, onlar da O'nu Ebû Bekir'in yanına oturtmuşlardı. (Hazret-i Âişe) dedi ki, o zaman, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) oturmuş olduğu halde Ebû Bekir ayakta Hazret-i Peygamberin (sallallahü aleyhi ve sellem) namazına, cemaat de Ebû Bekir'in namazına uyarak namaz kılmaya başlamışlardı. Ubeydullah dedi ki, bundan sonra Abdullah b. Abbâs’ın huzuruna girmiş ve O'na; "Resûlüllah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) hastalığı hakkında Âişe'nin bana anlattıklarını sana arzedeyim mi?" demiştim. O, "söyle bakalım" demişti. Ben de O'nun anlattıklarını O'na arzetmiştim de O, onlardan hiçbir şeyi yadırgamamıştı. Sadece; "O, el-Abbâs'la beraber olan adamın ismini sana söyledi mi?" demiş, ben de "Hayır" demiştim. O da; "O, Ali b. Ebî Tâlib'di" demişti.

٤٤- باب فِيمَنْ يُصَلِّى خَلْفَ الإِمَامِ وَالإِمَامُ جَالِسٌ

١٣٠٣ - أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ حَدَّثَنَا مَالِكٌ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ أَنَسٍ : أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- رَكِبَ فَرَساً فَصُرِعَ عَنْهُ فَجُحِشَ شِقُّهُ الأَيْمَنُ ، فَصَلَّى صَلاَةً مِنَ الصَّلَوَاتِ وَهُوَ جَالِسٌ فَصَلَّيْنَا مَعَهُ جُلُوساً ، فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ :( إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَلاَ تَخْتَلِفُوا عَلَيْهِ ، فَإِذَا صَلَّى قَائِماً فَصَلُّوا قِيَاماً ، وَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا ، وَإِذَا رَفَعَ فَارْفَعُوا ، وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ، وَإِنْ صَلَّى قَاعِداً فَصَلُّوا قُعُوداً أَجْمَعُونَ ).

١٣٠٤ - أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ حَدَّثَنَا زَائِدَةُ حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ أَبِى عَائِشَةَ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ : دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ فَقُلْتُ لَهَا : أَلاَ تُحَدِّثِينِى عَنْ مَرَضِ رَسُولِ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم-. فَقَالَتْ : بَلَى ، ثَقُلَ رَسُولُ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- فَقَالَ :( أَصَلَّى النَّاسُ؟ ). قُلْنَا : لاَ ، هُمْ يَنْتَظِرُونَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَالَ :( ضَعُوا لِى مَاءً فِى الْمِخْضَبِ ). قَالَتْ : فَفَعَلْنَا فَاغْتَسَلَ ثُمَّ ذَهَبَ لِيَنُوءَ ، فَأُغْمِىَ عَلَيْهِ ثُمَّ أَفَاقَ فَقَالَ :( أَصَلَّى النَّاسُ؟ ). فَقُلْنَا : لاَ ، هُمْ يَنْتَظِرُونَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَالَ :( ضَعُوا لِى مَاءً فِى الْمِخْضَبِ ). فَفَعَلْنَا ثُمَّ ذَهَبَ لِيَنُوءَ ، فَأُغْمِىَ عَلَيْهِ ثُمَّ أَفَاقَ فَقَالَ :( أَصَلَّى النَّاسُ؟ ). فَقُلْنَا : لاَ ، هُمْ يَنْتَظِرُونَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَتْ وَالنَّاسُ عُكُوفٌ فِى الْمَسْجِدِ يَنْتَظِرُونَ رَسُولَ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- لِصَلاَةِ الْعِشَاءِ الآخِرَةِ - قَالَتْ - فَأَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- إِلَى أَبِى بَكْرٍ بِأَنْ يُصَلِّىَ بِالنَّاسِ - قَالَتْ - فَأَتَاهُ الرَّسُولُ فَقَالَ : إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- يَأْمُرُكَ أَنْ تُصَلِّىَ بِالنَّاسِ. فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ ، وَكَانَ رَجُلاً رَقِيقاً : يَا عُمَرُ صَلِّ بِالنَّاسِ. فَقَالَ لَهُ عُمَرُ : أَنْتَ أَحَقُّ بِذَلِكَ. قَالَتْ : فَصَلَّى بِهِمْ أَبُو بَكْرٍ تِلْكَ الأَيَّامَ. قَالَتْ : ثُمَّ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- وَجَدَ مِنْ نَفْسِهِ خِفَّةً فَخَرَجَ بَيْنَ رَجُلَيْنِ أَحَدُهُمَا الْعَبَّاسُ لِصَلاَةِ الظُّهْرِ ، وَأَبُو بَكْرٍ يُصَلِّى بِالنَّاسِ ، فَلَمَّا رَآهُ أَبُو بَكْرٍ ذَهَبَ لِيَتَأَخَّرَ فَأَوْمَأَ إِلَيْهِ النَّبِىُّ -صلّى اللّه عليه وسلّم- أَنْ لاَ يَتَأَخَّرَ ، وَقَالَ لَهُمَا :( أَجْلِسَانِى إِلَى جَنْبِهِ ). فَأَجْلَسَاهُ إِلَى جَنْبِ أَبِى بَكْرٍ - قَالَتْ - فَجَعَلَ أَبُو بَكْرٍ يُصَلِّى وَهُوَ قَائِمٌ بِصَلاَةِ النَّبِىِّ -صلّى اللّه عليه وسلّم- وَالنَّاسُ يُصَلُّونَ بِصَلاَةِ أَبِى بَكْرٍ وَالنَّبِىُّ -صلّى اللّه عليه وسلّم- قَاعِدٌ. قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ : فَدَخَلْتُ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ فَقُلْتُ لَهُ : أَلاَ أَعْرِضُ عَلَيْكَ مَا حَدَّثَتْنِى عَائِشَةُ عَنْ مَرَضِ رَسُولِ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم-؟ فَقَالَ : هَاتِ. فَعَرَضْتُ حَدِيثَهَا عَلَيْهِ ، فَمَا أَنْكَرَ مِنْهُ شَيْئاً غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ : أَسَمَّتْ لَكَ الرَّجُلَ الَّذِى كَانَ مَعَ الْعَبَّاسِ؟ قُلْتُ : لاَ. فَقَالَ : هُوَ عَلِىٌّ.


SELMAN SEVEN

{facebook#https://facebook.com/} {twitter#https://twitter.com/}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget