Resulullah'ın hadislerini mi arıyorsunuz ?
Türkiye'nin En Geniş Kapsamlı Hadis Sitesi
HZ.MUHAMMED (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
"أَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ"

Latest Post

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 91. Bab—Kıyamet Gününde Kulun Kendisinden Hesaba Çekileceği İlk Şey

1406. Bize Süleyman b. Harb haber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Seleme, Dâvûd b. Ebî Hind'den, (O) Zurâre b. Ebî Evfa'dan, (O da) Temîm ed-Dârî'den (naklen) rivâyet etti ki, O şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Şüphe yok ki, kulun kendisinden hesaba çekileceği ilk şey namazdır. Sonunda eğer namazı tam bulunursa onun lehine tam yazılır. Eğer onda bir eksiklik olursa yüce Allah meleklerine şöyle buyurur: "Bakın, kulumun hiç nafile (namazı) var mı da, farzının eksikliklerini ona tamamlayın!" (Kul) Sonra zekâttan, daha sonra da (diğer) amellerden buna göre (hesaba çekilecektir)." Ebû Muhammed (ed-Dârimi) dedi ki; "Hammâd'dan başka hiçkimsenin bunu refettiğini (yani Hazret-i Peygamber'in sözü olarak rivâyet ettiğini) bilmiyorum. Ebû Muhammed'e dendi ki, "(peki) bu, sahih midir?" O da, "evet" dedi."

٩١- باب مَا أَوَّلُ مَا يُحَاسَبُ بِهِ الْعَبْدُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ؟

١٤٠٦ - حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِى هِنْدٍ عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَبِى أَوْفَى عَنْ تَمِيمٍ الدَّارِىِّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- :( إِنَّ أَوَّلَ مَا يُحَاسَبُ بِهِ الْعَبْدُ الصَّلاَةُ ، فَإِنْ وَجَدَ صَلاَتَهُ كَامِلَةً كُتِبَتْ لَهُ كَامِلَةً ، وَإِنْ كَانَ فِيهَا نُقْصَانٌ قَالَ اللَّهُ تَعَالَى لِمَلاَئِكَتِهِ : انْظُرُوا هَلْ لِعَبْدِى مِنْ تَطَوُّعٍ؟ فَأَكْمِلُوا لَهُ مَا نَقَصَ مِنْ فَرِيضَتِهِ. ثُمَّ الزَّكَاةُ ثُمَّ الأَعْمَالُ عَلَى حَسَبِ ذَلِكَ ). قَالَ أَبُو مُحَمَّدٍ : لاَ أَعْلَمُ أَحَداً رَفَعَهُ غَيْرَ حَمَّادٍ. قِيلَ لأَبِى مُحَمَّدٍ : صَحَّ هَذَا؟ قَالَ : إِى.


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 90. Bab—Namazın Ardında Tesbîhat Yapmak

1404. Bize el-Hakem b. Mûsa haber verip (dedi ki), bize Hikl, el-Evzâ'î'den rivâyet etti (ki, O şöyle demiş): Bana Hassan b. Atıyye rivâyet edip dedi ki, bana Muhammed b. Ebî Âişe, Ebû Hureyre'den, şöyle dediğini rivâyet etti: Ebû Zerr demiş ki; "yâ Resûlüllah! Servet sahipleri sevapları hep alıp götürdüler. Onlar, bizim kıldığımız gibi namaz kılıyorlar, bizim tuttuğumuz gibi oruç tutuyorlar. Onların, zekât ve sadaka verdikleri mal fazlalıkları da var. Halbuki bizim tasadduk edecek bir şeyimiz yok!" (O zaman) Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuş: "Sana bazı cümleler öğreteyim mi? Bunları söylediğin zaman, senin yaptığının aynısını yapanlar hariç, seni geçmiş olan kimselere kavuşursun, senin arkanda (kalan) kimseler de sana ulaşamazlar." (Ebû Zerr) demiş ki; "evet (öğretin), ya Resûlüllah!" (Resûlüllah da) şöyle buyurmuş: "Her namazın ardında (Allah'ı) otuzüç defa tesbîh edersin, ("Sübkânellah" dersin), ona otuzüç defa hamdedersin ("Elhamdu Lillah" dersin), onu otuzüç defa da tekbir edersin ("Allahu Ekber" dersin) ve bunları; "La İlahe İllallahu Vahdehu Lâ Şerike Leh. Lehu'l-Mulkü ve Lehu'l-Hamdu ve Huve Alâ Külli Şey'in Kadir" (cümleleri) ile bitirirsin."

1405. Bize Osman b. Ömer haber verip (dedi ki), bize Hişâm b. Hassan, Muhammed b. Sirin'den, (O) Kesîr bs Eflah'tan, (Oda) Zeyd b. Sâbit'ten (naklen) rivâyet etti ki, O şöyle dedi: Biz, her namazın ardında otuzüç defa (Allah'ı) teşbih etmekle, otuzüç defa O'na hamdetmekle ve otuzdört defa da tekbir getirmekle emrolunmuştuk. Sonra bir adama (rüyasında) gelinmiş -veya, Ensar'dan bir adama uykuda rüya gösterilmiş- ve denmiş ki; "Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) size her namazın ardında Allah'ı otuzüç defa teşbih etmenizi, (O'na) otuzüç defa hamdetmenizi ve otuzdört defa da tekbir getirmenizi mi emretti?" O da "evet" demiş. (Bunun üzerine O'na şöyle denmiş): "Artık bunları yirmibeş, yirmibeş yapın ve onlarla beraber tehlil de getirin (yani yirmi beş kere de "Lâ İlahe İllallah" deyin!") O (adam) da bu (rüyayı) Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) haber verince O; "Bunları yapın!" buyurdu.

٩٠- باب التَّسْبِيحِ فِى دُبُرِ الصَّلَوَاتِ

١٤٠٤ - أَخْبَرَنَا الْحَكَمُ بْنُ مُوسَى حَدَّثَنَا هِقْلٌ عَنِ الأَوْزَاعِىِّ حَدَّثَنِى حَسَّانُ بْنُ عَطِيَّةَ قَالَ حَدَّثَنِى مُحَمَّدُ بْنُ أَبِى عَائِشَةَ عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ أَبُو ذَرٍّ : يَا رَسُولَ اللَّهِ ذَهَبَ أَصْحَابُ الدُّثُورِ بِالأُجُورِ ، يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّى ، وَيَصُومُونَ كَمَا نَصُومُ ، وَلَهُمْ فُضُولُ أَمْوَالٍ يَتَصَدَّقُونَ بِهَا ، وَلَيْسَ لَنَا مَا نَتَصَدَّقُ. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- :( أَفَلاَ أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ إِذَا أَنْتَ قُلْتَهُنَّ أَدْرَكْتَ مَنْ سَبَقَكَ وَلَمْ يَلْحَقْكَ مَنْ خَلَفَكَ إِلاَّ مَنْ عَمِلَ بِمِثْلِ عَمَلِكَ؟ ). قَالَ قُلْتُ : بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ :( تُسَبِّحُ دُبُرَ كُلِّ صَلاَةٍ ثَلاَثاً وَثَلاَثِينَ ، وَتَحْمَدُهُ ثَلاَثاً وَثَلاَثِينَ ، وَتُكَبِّرْهُ ثَلاَثاً وَثَلاَثِينَ ، وَتَخْتِمُهَا بِلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ ).

١٤٠٥ - أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ عَنْ كَثِيرِ بْنِ أَفْلَحَ عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ قَالَ : أُمِرْنَا أَنْ نُسَبِّحَ فِى دُبُرِ كُلِّ صَلاَةٍ ثَلاَثاً وَثَلاَثِينَ ، وَنَحْمَدَهُ ثَلاَثاً وَثَلاَثِينَ ، وَنُكَبِّرَ أَرْبَعاً وَثَلاَثِينَ ، فَأُتِىَ رَجُلٌ أَوْ أُرِىَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فِى الْمَنَامِ فَقِيلَ : أَمَرَكُمْ رَسُولُ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- أَنْ تُسَبِّحُوا اللَّهَ دُبُرَ كُلِّ صَلاَةٍ ثَلاَثاً وَثَلاَثِينَ وَتَحْمَدُوا ثَلاَثاً وَثَلاَثِينَ وَتُكَبِّرُوا أَرْبَعاً وَثَلاَثِينَ؟ قَالَ : نَعَمْ. قَالَ : فَاجْعَلُوهَا خَمْساً وَعِشْرِينَ خَمْساً وَعِشْرِينَ ، وَاجْعَلُوا مَعَهَا التَّهْلِيلَ. فَأُخْبِرَ بِذَلِكَ النَّبِىُّ -صلّى اللّه عليه وسلّم- فَقَالَ :( افْعَلُوهَا ).


 89. Bab—(Kişi) Namazdan Hangi Yanından Ayrılır?

1401. Bize Ebu'l-Velîd et-Tayâlisî haber verip (dedi ki), bize Şu'be, el-A'meş'ten, (O) Umâre'den, (O) el-Esved'den, (O da) Abdullah'tan (naklen) rivâyet etti ki, O şöyle dedi: Hiçbiriniz, (namazdan) sadece sağından ayrılmasının, üzerine bir vecibe olduğuna inanarak, şeytana namazından bir pay ayırmasın! Andolsun ki ben, Resûlüllah'ı (sallallahü aleyhi ve sellem), (namazdan) sol tarafından ayrılırken çok gördüm.

1402. Bize Ubeydullah b. Mûsa, İsrâ'il'den, (O da) es-Süddî'den (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: Enes'i şöyle derken işittim: Resûlüllah'ı (sallallahü aleyhi ve sellem) (namazdan) sağ tarafından ayrılırken gördüm.

1403. Bize Muhammed b. Yûsuf haber verip (dedi ki), bize Süfyân, es-Süddî'den şöyle dediğini rivâyet etti: Enes b. Mâlik'i şöyle derken işittim: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) sağ tarafından -yani namazdan (sağ tarafından)- ayrılmıştı.

٨٩- باب عَلَى أَىِّ شِقَّيْهِ يَنْصَرِفُ مِنَ الصَّلاَةِ؟

١٤٠١ - أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِىُّ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ عُمَارَةَ عَنِ الأَسْوَدِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ : لاَ يَجْعَلْ أَحَدُكُمْ لِلشَّيْطَانِ نَصِيباً مِنْ صَلاَتِهِ يَرَى أَنَّ حَقًّا عَلَيْهِ أَنْ لاَ يَنْصَرِفَ إِلاَّ عَنْ يَمِينِهِ ، لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- كَثِيراً يَنْصَرِفُ عَنْ يَسَارِهِ.

١٤٠٢ - أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى عَنْ إِسْرَائِيلَ عَنِ السُّدِّىِّ قَالَ سَمِعْتُ أَنَساً يَقُولُ : رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- يَنْصَرِفُ عَنْ يَمِينِهِ.

١٤٠٣ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنِ السُّدِّىِّ قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ قَالَ : انْصَرَفَ النَّبِىُّ -صلّى اللّه عليه وسلّم- عَنْ يَمِينِهِ. يَعْنِى فِى الصَّلاَةِ.

SELMAN SEVEN

{facebook#https://facebook.com/} {twitter#https://twitter.com/}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget