Resulullah'ın hadislerini mi arıyorsunuz ?
Türkiye'nin En Geniş Kapsamlı Hadis Sitesi
HZ.MUHAMMED (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
"أَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ"

Latest Post

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 100. Bab—Hayız Olan Kadın Namaz Vaktinde Abdest Alır

1017. Bize Muhammed b. Yûsuf haber verip (dedi kî), bize Yahya b. Eyyûb rivâyet edip dedi ki, ben el-Hakem b. Uteybe'yi şöyle derken işittim: Hayızlı kadının namaz vaktinde abdest alıp Allah'ı teşbih ve tekbir etmesi, (Allah'ın yüce ve noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu söylemesi ve O'nu ululaması; "Sübhanallah" ve "Allahu Ekber" demesi), onların (yani bazı Tâbiûn alimlerinin) hoşuna giderdi.

1018. Bize Muhammed b. Yûsuf haber verip (dedi ki), bize Süfyân, Süleyman et-Teymi'den, O'nun şöyle dediğini rivâyet etti: Ebû Kılâbe'ye: "Hayızlı kadın, her namaz vaktinde abdest alıp Allah'ı zikreder mi?" diye sormuştum da O şöyle cevap vermişti: "Bunun için hiçbir asıl, (temel, dayanak) bulamadım."

1019. Bize Abdullah b. Yezîd haber verip (dedi ki), bize Sa'îd b. Ebî Eyyûb rivâyet edip dedi ki, bana Hâlid b. Yezîd es-Sadefî, babasından, (O da) Ukbe b. Âmir el-Cüheni'den (naklen) rivâyet etti ki, O (yani Ukbe), hayızlı kadına namaz vakitlerinde abdest almasını ve (evindeki) namazgahının önüne oturup Allah'ı zikir ve tesbih etmesini emrederdi.

1020. Bize Ya'la rivâyet edip (dedi ki), bize Abdulmelik, Atâ'dan (naklen) O'nun, hayızlı kadın hakkındaki, "o, (Kur'an) okuyabilir mi?" (sorusuna) şöyle cevap verdiğini rivâyet etti: "Hayır. O, sadece âyetin bir parçasını (okuyabilir). Fakat her namazda abdest alır, sonra kıbleye döner ve Allah'ı teşbih ve tekbir edebilir; (Sübhânallah ve Allahu Ekber, diyebilir), O'na yalvarıp yakarabilir."

1021. Bize Muhammed b. Yezîd haber verip (dedi ki), bize Hamza rivâyet edip (dedi ki), bize eş-Şeybânî -ki O, Remle ahalisinden Yahya b. Ebî Amr'dır- rivâyet edip (dedi ki), bize Mekhûl rivâyet edip dedi ki, hayızlı kadına, namaz vakitlerinde abdest alması ve kıbleye dönüp Allah'ı zikretmesi emredilir.

١٠٠- باب الْحَائِضِ تَوَضَّأُ عِنْدَ وَقْتِ الصَّلاَةِ

١٠١٧ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ قَالَ سَمِعْتُ الْحَكَمَ بْنَ عُتَيْبَةَ يَقُولُ : كَانَ يُعْجِبُهُمْ فِى الْمَرْأَةِ الْحَائِضِ أَنْ تَتَوَضَّأَ وُضُوءَهَا لِلصَّلاَةِ ، ثُمَّ تُسَبِّحَ اللَّهَ وَتُكَبِّرَهُ فِى وَقْتِ الصَّلاَةِ.

١٠١٨ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِىِّ قَالَ قُلْتُ لأَبِى قِلاَبَةَ : الْحَائِضُ تَتَوَضَّأُ عِنْدَ وَقْتِ كُلِّ صَلاَةٍ وَتَذْكُرُ اللَّهَ. فَقَالَ : مَا وَجَدْتُ لِهَذَا أَصْلاً.

١٠١٩ - أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِى أَيُّوبَ قَالَ حَدَّثَنِى خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ الصَّدَفِىُّ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِىِّ : أَنَّهُ كَانَ يَأْمُرُ الْمَرْأَةَ الْحَائِضَ عِنْدَ أَوَانِ الصَّلاَةِ أَنْ تَوَضَّأَ وَتَجْلِسَ بِفِنَاءِ مَسْجِدِهَا فَتَذْكُرَ اللَّهَ وَتُسَبِّحَ.

١٠٢٠ - أَخْبَرَنَا يَعْلَى حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ عَنْ عَطَاءٍ فِى الْمَرْأَةِ الْحَائِضِ أَتَقْرَأُ؟ قَالَ : لاَ إِلاَّ طَرَفَ الآيَةِ وَلَكِنْ تَوَضَّأُ عِنْدَ وَقْتِ كُلِّ صَلاَةٍ ، ثُمَّ تَسْتَقْبِلُ الْقِبْلَةَ وَتُسَبِّحُ وَتُكَبِّرُ وَتَدْعُو اللَّهَ .

١٠٢١ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ حَدَّثَنَا ضَمْرَةُ حَدَّثَنَا السَّيْبَانِىُّ - وَهُوَ يَحْيَى بْنُ أَبِى عَمْرٍو مِنْ أَهْلِ الرَّمْلَةِ - حَدَّثَنَا مَكْحُولٌ قَالَ : تُؤْمَرُ الْحَائِضُ تَتَوَضَّأُ عِنْدَ مَوَاقِيتِ الصَّلاَةِ ، وَتَسْتَقْبِلُ الْقِبْلَةَ وَتَذْكُرُ اللَّهَ.


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 99. Bâb—Kadın (Önce) Cünüb, Sonra Da Hayız Olabilir?

1009. Bize Muhammed b. Yûsuf haber verip (dedi ki), bize Süfyân, Muğire'den, (O da) İbrahim'den (naklen), O'nun, cünüb olan, sonra da hayız olan kadın hakkında; "o, gusül yapar" dediğini rivâyet etti.

1010. Bize Muhammed b. Yûsuf haber verip (dedi ki), bize Süfyân, Hişâm'dan, (O da) el-Has an'd an (naklen), onun (yani bir önceki haberin) aynısını rivâyet etti.

1011. Bize Muhammed b. Yûsuf haber verip (dedi ki), bize Süfyân, el-Alâ' İbnu'l-Müseyyeb'den, (O da) Atâ'dan (naklen) rivâyet etti ki, O (yani Atâ'); "hayız, (cünüblükten) daha büyük (bir abdestsizlik halidir) demiştir.

1012. Bize Sa'îd b. Âmir, Şu'be'den, (O) Muğire'den, (O da) İbrahim'den (naklen) haber verdi ki, O'na; karısıyla cinsî münâsebet yaptıktan sonra (karısı) hayız olan bir adamın (bu karısı) hakkında (sorulmuş da O); "onun gusül yapması bana daha iyi görünüyor" demiş.

1013. Bize Haccâc haber verip (dedi ki), bize Hammâd, Haccâc'dan, (O da) Atâ’ ve en-Neha'î'den (naklen) onların; (Cünüb iken hayız olan kadın) cünüblükten dolayı gusül yapsın" dediklerini rivâyet etti.

1014. Bize Haccâc, Hammâd'dan, (O) Âmir el-Ahvel'den, (O da) el-Hasan'dan (naklen) bunun, (yani bir öneki haberin) aynısını rivâyet etti.

1015. Bize el-Mu'alla b. Esed haber verip (dedi ki), bize Abdulvâhid b. Ziyâd rivâyet edip (dedi ki), bize el-Alâ' İbnul-Müseyyeb rivâyet edip dedi ki; (cünüb iken hayız olan kadının durumu) Hammâd'a sorulmuş, O da, İbrahim dedi ki; "o, gusül yapar" demişti.

1016. Bize İbrahim b. Mûsa, Fudayl'dan, (O) Muhammed b. Sâlim'den, (O da) eş-Şa'bî'den (naklen) rivâyet etti (ki, eş-Şa'bî) şöyle dedi: "O (cünüb iken hayız olan kadın) gusül yapar."

٩٩- باب الْمَرْأَةِ تُجْنِبُ ثُمَّ تَحِيضُ

١٠٠٩ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ مُغِيرَةَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ فِى الْمَرْأَةِ تُجْنِبُ ثُمَّ تَحِيضُ قَالَ : تَغْتَسِلُ.

١٠١٠ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ هِشَامٍ عَنِ الْحَسَنِ مِثْلَهُ.

١٠١١ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ الْمُسَيَّبِ عَنْ عَطَاءٍ قَالَ : الْحَيْضُ أَكْبَرُ.

١٠١٢ - أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ عَنْ شُعْبَةَ عَنْ مُغِيرَةَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ فِى رَجُلٍ غَشِىَ امْرَأَتَهُ فَحَاضَتْ فَقَالَ : تَغْتَسِلُ أَحَبُّ إِلَىَّ.

١٠١٣ - أَخْبَرَنَا حَجَّاجٌ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ عَنْ حَجَّاجٍ عَنْ عَطَاءٍ وَالنَّخَعِىِّ قَالاَ : لِتَغْتَسِلْ مِنَ الْجَنَابَةِ.

١٠١٤ - أَخْبَرَنَا حَجَّاجٌ عَنْ حَمَّادٍ عَنْ عَامِرٍ الأَحْوَلِ عَنِ الْحَسَنِ مِثْلَ ذَلِكَ.

١٠١٥ - أَخْبَرَنَا الْمُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ الْمُسَيَّبِ قَالَ : سُئِلَ عَنْهَا حَمَّادٌ فَقَالَ قَالَ إِبْرَاهِيمُ : تَغْتَسِلُ.

١٠١٦ - أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى عَنِ [ ابْنِ ] فُضَيْلٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَالِمٍ عَنِ الشَّعْبِىِّ قَالَ : تَغْتَسِلُ.


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 98. Bâb—Hayızlı Kadın Temizlendiğinde (Hayız Görüyorken Giydiği) Elbise İle Namaz Kılabilir (Meselesi) Hakkında

999. Bize Ebu'l-Velîd haber verip (dedi ki), bize Ebû Hayseme rivâyet edip (dedi ki), bize Ali b. Abdila'lâ, Ebû Sehl el-Basrî'den, (O) Müsse'den, (O da) Ümmü Seleme'den (naklen) rivâyet etti (ki, Ümmü Seleme) şöyle dedi: Lohusa kadın, Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında kırk gün -veya kırk gece- oturur, (lohusaya haram olan şeyleri yapmazdı). Bizden biri, yüzüne, (doğum sebebiyle çıkan) lekelerden dolayı, Yemen za'feranı (boyasını) sıvayıp sürerdi.

1000. Bize Sa'îd b. Âmir, Hişâm'dan, (O) Hâlid'den, (O) Muâviye b. Kurre'den, (O da) Âiz b. Amr'ın bir karısından (naklen) haber verdi, (ki, Aiz'in bu karısı) lohusa olmuş,. sonra yirmi gece geçince gelip O'nun (yani Âiz'in) yorganının içine girmiş. Bunun üzerine O; "kim bu?" demiş. O da; "ben, falancayım. Ben, muhakkak ki temizlendim, (lohusalık kanım kesildi)" demiş. O zaman (Aiz) onu ayağıyla tepmiş ve şöyle demiş: "Kırk gece geçinceye kadar beni, dinimde gaflete düşürme!"

1001. Bize Ebû Nuaym haber verip (dedi ki), bize Ebû Avâne, Ebû Bişr'den, (O) Yûsuf b. Mâhek'ten, (O da) İbn Abbâs'tan (naklen) rivâyet etti (ki, İbn Abbâs) şöyle dedi: "Lohusa kadın kırk gün kadar bekler."

1002. Bize Amr b. Avn, kendi senediyle, Abdullah b. Abbâs'dan (naklen) onun (yani bir önceki haberin) benzerini haber verdi.

1003. Bize Mûsa b. Hâlid haber verip (dedi ki), bize Mu'temir, babasından (naklen) rivâyet etti ki, el-Hasan, o kanı gören lohusa hakkında şöyle dedi: "O, kırk gece bekler, sonra namazını kılar."

1004. Eş-Şa'bî ise; "iki ay (bekler). Sonra (yani daha uzun süre akarsa) o, müstehâza mesabesindedir" demiştir.

1005. Bize Mervân b. Muhammed haber verip (dedi ki), bize Muhammed b. Şu'ayb rivâyet edip (dedi ki), bize İbrahim b. Süleyman el-Aftus rivâyet edip dedi ki, ben el-Alâ' İbnu'l-Hâris'i, Mekhûl'den, O'nun şöyle dediğini (naklederken) işittim: "Kadın -yani lohusa kadın-, oğlan çocuktan dolayı otuz gün, kız çocuktan dolayı ise kırk gün bekler."

1006. Mervân; "bu, Sa'îd b. Abdilazîz'in görüşüdür" demiş; el-Evzâ'î ise; "o ikisi (yani oğlan ve kız), birdir, (lohusalık müddetleri eşittir)" demiştir.

1007. Bize Muhammed b. Abdillah er-Rekâşî haber verip (dedi ki), bize Vuheyb rivâyet edip (dedi ki), bana Yûnus, el-Hasandan, O'nun şöyle dediğini rivâyet etti: "(Lohusa kadının) o kanı doğum sancısı esnasında bir veya iki gün gördüğü zaman, artık bu (kan) lohusalıktandır."

1008. Bize Abdullah b. Muhammed haber verip (dedi ki), bize Abdullah İbnu'l-Mübârek, İbn Cüreyc'den, (O da) Atâ'dan (naklen), O'nun, doğum sancısı çekiyorken o kanı gören hamile hakkında; "o, müstehâzanın yaptığını yapar" dediğini rivâyet etti.

٩٨- باب فِى الْمَرْأَةِ الْحَائِضِ تُصَلِّى فِى يَوْمِهَا إِذَا طَهُرَتْ

٩٩٩ - أَخْبَرَنَا أَبُو الْوَلِيدِ حَدَّثَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ حَدَّثَنَا عَلِىُّ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى عَنْ أَبِى سَهْلٍ الْبَصْرِىِّ عَنْ مُسَّةَ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ قَالَتْ : كَانَتِ النُّفَسَاءُ تَجْلِسُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- أَرْبَعِينَ يَوْماً أَوْ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ، وَكَانَتْ إِحْدَانَا تَطْلِى الْوَرْسَ عَلَى وَجْهِهَا مِنَ الْكَلَفِ.

١٠٠٠ - أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ عَنْ هِشَامٍ عَنْ جَلْدٍ عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ قُرَّةَ : أَنَّ امْرَأَةً لِعَائِذِ بْنِ عَمْرٍو نُفِسَتْ فَجَاءَتْ بَعْدَ مَا مَضَتْ عِشْرُونَ لَيْلَةً ، فَدَخَلَتْ فِى لِحَافِهِ فَقَالَ : مَنْ هَذِهِ؟ قَالَتْ : أَنَا فُلاَنَةُ ، إِنِّى قَدْ طَهُرْتُ فَرَكَضَهَا بِرِجْلِهِ فَقَالَ : لاَ تُغْرِينِى عَنْ دِينِى حَتَّى تَمْضِىَ أَرْبَعُونَ لَيْلَةً.

١٠٠١ - أَخْبَرَنَا أَبُو نُعَيْمٍ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ عَنْ أَبِى بِشْرٍ عَنْ يُوسُفَ بْنِ مَاهَكَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ : النُّفَسَاءُ تَجْلِسُ نَحْواً مِنْ أَرْبَعِينَ يَوْماً.

١٠٠٢ - أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ أَخْبَرَنَا أَبُو عَوَانَةَ عَنْ أَبِى بِشْرٍ عَنْ يُوسُفَ بْنِ مَاهَكَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ : النُّفَسَاءُ تَنْتَظِرُ نَحْواً مِنْ أَرْبَعِينَ يَوْماً.

١٠٠٣ - أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ خَالِدٍ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ عَنْ أَبِيهِ أَنَّ الْحَسَنَ قَالَ فِى النُّفَسَاءِ الَّتِى تَرَى الدَّمَ : تَرَبَّصُ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ثُمَّ تُصَلِّى.

١٠٠٤ - وَقَالَ الشَّعْبِىُّ : شَهْرَيْنِ ثُمَّ هِىَ بِمَنْزِلَةِ الْمُسْتَحَاضَةِ.

١٠٠٥ - أَخْبَرَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُعَيْبٍ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سُلَيْمَانَ الأَفْطَسُ قَالَ سَمِعْتُ الْعَلاَءَ بْنَ الْحَارِثِ عَنْ مَكْحُولٍ قَالَ : الْمَرْأَةُ تَنْتَظِرُ مِنَ الْغُلاَمِ ثَلاَثِينَ يَوْماً ، وَمِنَ الْجَارِيَةِ أَرْبَعِينَ يَوْماً. يَعْنِى النُّفَسَاءَ.

١٠٠٦ - قَالَ مَرْوَانُ : هُوَ قَوْلُ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ. وَقَالَ الأَوْزَاعِىُّ : هُمَا سَوَاءٌ.

١٠٠٧ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِىُّ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ قَالَ حَدَّثَنِى يُونُسُ عَنِ الْحَسَنِ قَالَ : إِذَا رَأَتِ الدَّمَ عِنْدَ الطَّلْقِ يَوْماً أَوْ يَوْمَيْنِ فَهُوَ مِنَ النِّفَاسِ.

١٠٠٨ - أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ عَنْ عَطَاءٍ فِى الْحَامِلِ تَرَى الدَّمَ وَهِىَ تَطْلُقُ قَالَ : تَصْنَعُ مَا تَصْنَعُ الْمُسْتَحَاضَةُ.


SELMAN SEVEN

{facebook#https://facebook.com/} {twitter#https://twitter.com/}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget