Resulullah'ın hadislerini mi arıyorsunuz ?
Türkiye'nin En Geniş Kapsamlı Hadis Sitesi
HZ.MUHAMMED (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
"أَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ"

Latest Post

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 2. Bâb—Namazın Vakitleri Hakkında

1229. Bize Hâşim İbnu'l-Kasım haber verip (dedi ki); bize Şu'be, Sa'd b. İbrahim'den (naklen) rivâyet etti. (Sa'd) dedi ki, Muhammed b. Amr İbni'l-Hasan b. Alî'nin şöyle dediğini işitti: Câbir b. Abdillah'a el-Haccâc’ın -ki O, namazı vaktinden geriye akırdı (valiliği zamanında, namazların vakitlerini) sormuştuk da ibir şöyle demişti: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) le namazını, güneşin (tam tepeden) inişi zamanında; ikindi naazını, o (güneş) canlı -veya tertemiz- iken; akşam namazını, güneş tüldüğü zaman kıldırır, yatsıyı ise bazan (vaktinin başında) hemen ldırır, bazan geciktirirdi. Cemaat toplandığı zaman (vaktinin banda) hemen kıldırır, geciktikleri zaman ise geciktirirdi. Sabah naazını ise çoğu zaman (veya bazan) gecenin sonundaki karanlıkta kıldırır -veya kılarlardı.

1230. Bize Ubeydullah b. Abdilmecîd el-Hanefi haber verip (dedi ki), bize Mâlik, İbn Şihâb'dan (naklen) rivâyet etti ki, Ömer b. Abdilaziz bir gün namazı geciktirmişti de, Urve İbnu'z-Zübeyr, huzuruna çıkıp O'na haber vermişti ki, el-Muğîre b. Şu'be bir gün namazı geciktirmişti de Ebû Mes'ûd el-Ensâri O'nun huzuruna çıkıp şöyle demişti: "Nedir bu, ey Muğîre! Bilmiyor musun ki, Cebrail, Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) inmiş ve namaz kılmış, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de (O'nunla beraber) namaz kılmıştı. Sonra (tekrar) namaz kılmış, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de (O'nunla beraber) namaz kılmıştı. Sonra (tekrar) namaz kılmış, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) (O'nunla beraber) namaz kılmıştı. Sonra (tekrar) namaz kılmış, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de (O'nunla beraber) namaz kılmıştı. (Cebrail) sonra da; "bununla emredildim (-veya emredildin-)" demişti. Bunun üzerine (Ömer) şöyle demişti: "Ne anlattığına iyi bak, ey Urve! Namazların vaktini Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) Cebrâîl mi belirlemiş di?" O da şöyle karşılık vermişti: "Beşir b. Ebî Mes'ûd, babasından böyle rivâyet ederdi."

1231. Urve (sözüne devamla) dedi ki, vallahi Hazret-i Âişe (radıyallahü anha) de bana rivâyet etti ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ikindi namazını, güneş odasında (hücresinde) bulunuyorken yükselmeden (yani güneş ışıkları odasından çıkıp da içeriyi gölge kaplamadan) önce kılardı).

٢- باب فِى مَوَاقِيتِ الصَّلاَةِ

١٢٢٩ - أَخْبَرَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْحَسَنِ بْنِ عَلِىٍّ قَالَ : سَأَلْنَا جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ فِى زَمَنِ الْحَجَّاجِ - وَكَانَ يُؤَخِّرُ الصَّلاَةَ عَنْ وَقْتِ الصَّلاَةِ - فَقَالَ جَابِرٌ : كَانَ النَّبِىُّ -صلّى اللّه عليه وسلّم- يُصَلِّى الظُّهْرَ حِينَ تَزُولُ الشَّمْسُ ، وَالْعَصْرَ وَهِىَ حَيَّةٌ أَوْ نَقِيَّةٌ ، وَالْمَغْرِبَ حِينَ تَجِبُ الشَّمْسُ ، وَالْعِشَاءَ رُبَّمَا عَجَّلَ وَرُبَّمَا أَخَّرَ ، إِذَا اجْتَمَعَ النَّاسُ عَجَّلَ وَإِذَا تَأَخَّرُوا أَخَّرَ ، وَالصُّبْحَ رُبَّمَا كَانُوا أَوْ كَانَ يُصَلِّيهَا بَغَلَسٍ.

١٢٣٠ - أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ الْحَنَفِىُّ حَدَّثَنَا مَالِكٌ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ : أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ أَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْماً فَدَخَلَ عَلَيْهِ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ فَأَخْبَرَهُ : أَنَّ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ أَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْماً فَدَخَلَ عَلَيْهِ أَبُو مَسْعُودٍ الأَنْصَارِىُّ فَقَالَ : مَا هَذَا يَا مُغِيرَةُ؟ أَلَيْسَ قَدْ عَلِمْتَ أَنَّ جِبْرِيلَ نَزَلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- فَصَلَّى ، فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- ثُمَّ قَالَ : بِهَذَا أُمِرْتَ؟ قَالَ : اعْلَمْ مَا تُحَدِّثُ يَا عُرْوَةَ أَوَإِنَّ جِبْرِيلَ أَقَامَ وَقْتَ الصَّلاَةِ لِرَسُولِ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم-؟ قَالَ : كَذَاكَ كَانَ بَشِيرُ بْنُ أَبِى مَسْعُودٍ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ.

١٢٣١ - قَالَ عُرْوَةُ وَلَقَدْ حَدَّثَتْنِى عَائِشَةُ : أَنَّ النَّبِىَّ -صلّى اللّه عليه وسلّم- كَانَ يُصَلِّى الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ فِى حُجْرَتِهَا قَبْلَ أَنْ تَظْهَرَ.


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 1. Bab—Namazların Fazileti Hakkında

1227. Bize Ya'lâ b. Ubeyd haber verip (dedi ki); bize el-A'meş, Ebû Süfyân'dan, (O da) Câbir'den (naklen) rivâyet etti ki, O şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Farz namazların durumu, birinizin kapısının önünden akan, ondan her gün beş defa yıkandığı (suyu) hoş bir nehrin durumu gibidir."

1228. Bize Abdullah b. Salih haber verip (dedi ki); bana el-Leys rivâyet edip (dedi ki), bana Yezîd b. Abdillah, Muhammed b. İbrahim'den, (O) Ebû Seleme'den, (O da) Ebû Hureyre'den (naklen) rivâyet etti ki, O, Resûlüllah'ı (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işitti: "Bana söyler misiniz, şayet birinizin kapısının önünde, (içinde) her gün beş defa yıkandığı bir nehir bulunsa, ne zannedersiniz, bu (nehir) onun kirinden bir şey bırakır mı?" (Sahâbe-i Kiram); "onun kirinden bir şey bırakmaz" dediler. O zaman (Hazret-i Peygamber) şöyle buyurdu: "İşte beş (vakit) namazın durumu da bunun gibidir, Allah onlarla günâhları siler, yok eder .

١- باب فِى فَضْلِ الصَّلَوَاتِ

١٢٢٧ - أَخْبَرَنَا يَعْلَى بْنُ عُبَيْدٍ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ عَنْ أَبِى سُفْيَانَ عَنْ جَابِرٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- :( مَثَلُ الصَّلَوَاتِ الْمَكْتُوبَاتِ كَمَثَلِ نَهَرٍ جَارٍ عَذْبٍ عَلَى بَابِ أَحَدِكُمْ يَغْتَسِلُ مِنْهُ كُلَّ يَوْمٍ خَمْسَ مَرَّاتٍ ).

١٢٢٨ - أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ حَدَّثَنِى اللَّيْثُ قَالَ حَدَّثَنِى يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ عَنْ أَبِى سَلَمَةَ عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ -صلّى اللّه عليه وسلّم- يَقُولُ :( أَرَأَيْتُمْ لَوْ أَنَّ نَهَراً بِبَابِ أَحَدِكُمْ يَغْتَسِلُ كُلَّ يَوْمٍ خَمْسَ مَرَّاتٍ مَاذَا تَقُولُونَ ذَلِكَ مُبْقِياً مِنْ دَرَنِهِ؟ ). قَالُوا : لاَ يُبْقِى مِنْ دَرَنِهِ. قَالَ :( كَذَلِكَ مَثَلُ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ يَمْحُو اللَّهُ بِهِنَّ الْخَطَايَا ).


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

 119. Bab—Cariyenin Gebe Olup Olmadığını Araştırmak - (İstibrâ)

1223. Bize Yezîd haber verip (dedi ki), bize Şerîk, Leys'ten, (O da) Tâvûs'tan (naklen) O'nun, cariyenin, hayız olmuyor idiyse, rahminde cenin olup olmadığını araştırma (istibrâ") hakkında; "kırkbeş gün (beklenir)" dediğini rivâyet etti.

1224. Bize Yezîd haber verip (dedi ki), bize Şerîk, Halid el-Hazzâ'dan, (O da) Ebû Kılâbe'den (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: (Hayız olmayan cariyenin istibrâsında) üç ay (beklenir).

1225. Bize Muhammed İbnu'l-Mübârek, Ömer b. Abdilvâhid'den, (O da) el-Evzâ'î'den (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: Ez-Zühri'ye, hayız olma zamanına ulaşmamış olan, dengi de hamile olmayan bir cariye satın alan adamın, onun rahminde cenin olup olmadığını araştırmada ne kadar bekleyeceğini sordum da O; "üç ay (bekler)" dedi. Yahya b. Ebî Kesîr ise; "kırkbeş gün (bekler)" dedi.

1226. Bize el-Heysem b. Cemil, İbnu'l-Mübârek'ten, (O) Yahya b. Bişr'den, (O da) İkrime'den (naklen) haber verdi ki, O; "bir ay (bekler)" dedi. Abdullah (ed-Darimi'ye); "bu iki görüşün hangisini kabullenirsin?" diye soruldu. O da şöyle dedi: "Üç ay (görüşü) daha sağlamdır. Bir ay da yeter.

١١٩- باب اسْتِبْرَاءِ الأَمَةِ

١٢٢٣ - أَخْبَرَنَا يَزِيدُ حَدَّثَنَا شَرِيكٌ عَنْ لَيْثٍ عَنْ طَاوُسٍ فِى اسْتِبْرَاءِ الأَمَةِ إِنْ لَمْ تَكُنْ تَحِيضُ قَالَ : خَمْسَةً وَأَرْبَعِينَ.

١٢٢٤ - أَخْبَرَنَا يَزِيدُ أَخْبَرَنَا شَرِيكٌ عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ عَنْ أَبِى قِلاَبَةَ قَالَ : ثَلاَثَةُ أَشْهُرٍ.

١٢٢٥ - أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْوَاحِدِ عَنِ الأَوْزَاعِىِّ قَالَ : سَأَلْتُ الزُّهْرِىَّ عَنِ الرَّجُلِ يَبْتَاعُ الْجَارِيَةَ لَمْ تَبْلُغِ الْمَحِيضَ وَلاَ تَحْمِلُ مِثْلُهَا كَمْ يَسْتَبْرِئُهَا؟ قَالَ : ثَلاَثَةَ أَشْهُرٍ. وَقَالَ يَحْيَى بْنُ أَبِى كَثِيرٍ : بِخَمْسَةٍ وَأَرْبَعِينَ يَوْماً.

١٢٢٦ - أَخْبَرَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ جَمِيلٍ عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ عَنْ يَحْيَى بْنِ بِشْرٍ عَنْ عِكْرِمَةَ قَالَ : بِشَهْرٍ. سُئِلَ عَبْدُ اللَّهِ : بِأَيِّهِمَا تَقُولُ؟ قَالَ : ثَلاَثَةُ أَشْهُرٍ أَوْثَقُ ، وَشَهْرٌ يَكْفِى.


SELMAN SEVEN

{facebook#https://facebook.com/} {twitter#https://twitter.com/}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget